Kars'ın kültürel mirasını yaşatmaya yönelik güzel bir girişim!

Annesinin Kokusu Sinmiş Bir Hatıra: Kars’ta Eski Danteller Yeniden Hayat Buluyor

Kars'ın kültürel mirasını yaşatmaya yönelik güzel bir girişim!
04 Nisan 2025 - 08:21

Kars’ta bir perdeci sahibi Kazım Kazaklı’nın, eski dantelleri, bohçaları ve kanaviçeleri onarıp gelecek nesillere aktarması, geleneksel el işçiliğinin kaybolmaması adına önemli bir çaba. Bu tür çalışmalar, hem geçmişin izlerini korumaya hem de yeni nesillere bu sanatları tanıtmaya yardımcı oluyor.

Kars’ta eski bit pazarı olarak bilinen caddede perdecilik yapan Kazım Kazaklı, eski dantelleri ve kanaviçeleri onarıp geleceğe taşıyor. Annelerinden, ninelerinden kalan el işlemelerini getirenler için bunları büyük bir titizlikle değerlendiriyor.

Kazım Kazaklı, bu işe duyduğu sevgiyi şu sözlerle anlatıyor:

“Bize dantellerini, bohçalarını getiriyorlar. Bunlar annelerinden, ninelerinden kalma eski işler. Eskiden yastıklarda, havlu başlarında kullanılırdı. Biz de bunları özenle onarıp tekrar kullanılabilir hale getiriyoruz. Böylece geçmişten gelen el emeği, yeni nesillere aktarılmış oluyor.”

Getirilen eski dantel ve bohçalar, hem onarılıyor hem de dekoratif eşyalara dönüştürülerek yeni bir hayat buluyor. Kazım Kazaklı, bu geleneğin yaşatılması için çalışmaya devam edeceklerini belirtiyor.

Eski kanaviçeler, danteller, bohçalar burada yenileniyor

Kazaklı, eski dantelleri ve el işlemelerini onarıp yeniden kullanılabilir hale getirerek kültürel mirası yaşatıyor. İnsanların annelerinden, ninelerinden kalan bu özel parçaları büyük bir özenle işleyerek gelecek nesillere aktarmasına yardımcı oluyor.

Kazaklı, eski dantel ve bohçaların yalnızca birer süs eşyası olmadığını, aynı zamanda büyük hatıralar taşıdığını belirterek şunları söylüyor:

“Bazen öyle müşteriler geliyor ki, annelerinden ninelerinden kalan dantelleri, bohçaları, kanaviçeleri ağlayarak getiriyorlar. ‘Buna anamın kokusu sinmiş’ diyorlar. O yüzden bu iş bizim için çok değerli. Biz de elimizden geldiğince bunları en güzel şekilde değerlendiriyoruz. Eski dantelleri yenileyerek runner yapıyoruz, havlu başlarına işliyoruz. Öyle hatıralar var ki, sahipleri bir an önce teslim almak için sabırsızlanıyor. Çünkü bu eşyalar sadece bir bez parçası değil, içinde emek, gözyaşı ve hatıra var.”

Kazaklı, bu eski dantel ve işlemelerin korunmasının önemine de vurgu yaparak şu ifadeleri kullanıyor:

“Bunlar çok kıymetli. Her biri el emeği, göz nuru. ‘Zer kadrini zarraf fanlar, yurt kadrini diken bilir. Kavuşmanın arzusunu gözyaşı döken bilir. Gurbet kahrı bir ateştir o derdi çeken bilir. Ben elimin dağlarını düzlerini özledim. Melul melul bakan yarin gözlerini özledim.’ demişler. Bunların değerini, bu emeğin ne anlama geldiğini en iyi sahipleri biliyor. O yüzden biz de en güzel şekilde koruyup onarıyoruz.”

Kazaklı, geleneksel el sanatlarının unutulmaması için çalışmaya devam edeceğini ve genç nesillere de bu mirası aktarmayı hedeflediğini belirtiyor.

Annesinin Kokusu Sinmiş Bir Hatıra: Kars’ta Eski Danteller Yeniden Hayat Buluyor

Kazaklı, eski dantelleri, çeyizlikleri ve el işlemelerini onarıp tekrar kullanılabilir hale getirerek kültürel mirasa sahip çıkıyor. Ona getirilen her parça, bir hatıra taşıyor. Bazen müşterileri gözyaşları içinde annelerinden kalan dantelleri ona emanet ediyor.

Kazaklı, yaşadığı en duygusal anlardan birini şu sözlerle anlatıyor:

“Bir gün bir hanımefendi geldi. ‘Amca, bunu sen mi yapacaksın?’ diye sordu. Dedim ki, ‘Benim yoldaşım (eşim) ustasıdır, birlikte yapacağız.’ O an gözleri doldu ve dedi ki, ‘Ben kırk günlükken annem rahmetli oldu. Beni bu dantelin içinde büyüttüler. Bu benim anamın kokusunu taşıyor.’ O an içim titredi. Dedim ki, ‘Madem ki bu senin annenin kokusunu taşıyor, Kazaklı da Allah’ın izniyle elinden geleni yapacak.’

Kazım Kazaklı ve ekibi, getirilen dantel ve işlemeleri yalnızca onarmakla kalmıyor, aynı zamanda onları çarşaf, yastık, runner, bohça ve hatta seccade gibi yeni formlara dönüştürüyor. Onun için en büyük kazanç, müşterilerinin duyduğu memnuniyet:

“Bir müşterimiz birkaç gün sonra geldi, danteli eline aldığında gözleri doldu. ‘Abi, bunu nasıl yaptınız? Çok teşekkür ederim,’ dedi. O an anladım ki, verilen para gelip geçer ama müşterinin hayır duası, ‘Allah razı olsun’ demesi bizim için en büyük sermayedir.”

Kazım Kazaklı, eski el işlemelerinin değerini bilenler için bu mirası yaşatmaya devam edeceğini söylüyor. Kars’ın kültürel dokusunun bir parçası olan bu el işçiliği, onun ustalığında yeniden hayat buluyor.

Kars’ta El İşçiliği Gelecek Nesillere Aktarılıyor

Kazaklı, eski dantelleri ve el işlemelerini müşterilerin isteklerine göre tasarımlar yaparak onların anılarını yaşatıyor. Dükkanında sadece onarım yapılmıyor; aynı zamanda çarşaf, yorgan, yastık ve bebek takımları gibi çeşitli ürünler de hazırlanıyor.

Kazaklı, gençlerin bu sanatı öğrenmesini istiyor ve bu konuda çağrıda bulunuyor:

“Ben diyorum ki, genç kızlar gelsinler, burada bu işin kursunu alsınlar. Bir sene, iki sene sonra ben bırakacağım ama bu bayrağı onlar taşısınlar. Bu el emeği, göz nuru kaybolmasın. Herkes bir şeyler yapıyor ama bu işin kıymetini bilenler sahip çıkmalı.”

Müşteriler, annelerinden ve ninelerinden kalan dantelleri getirerek onların tekrar kullanılmasını sağlıyor. Kazaklı, gelen siparişleri özenle işlediklerini ve herkesin isteğine uygun ürünler yaptıklarını belirtiyor:

“Müşteri nasıl isterse öyle yapıyoruz. Kimi sade istiyor, kimi işlemeli. Torunları için yaptıranlar var, bebekler için özel sipariş verenler var. Herkesin hatırasına, isteğine saygı duyarak en güzel şekilde hazırlıyoruz.”

Kazaklı’nın bu çabası, Kars’ta geleneksel el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor. Hem geçmişin izlerini koruyor hem de bu sanatın gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor.

“Bu Meslek Ölmesin!” – Kars’ta Geleneksel El Sanatlarına Çağrı

Şair Kazım Kazaklı, eski dantelleri ve el işlemelerini yeniden işleyerek onları modern bir şekilde kullanıma sunuyor. Ancak o, sadece geçmişi korumakla kalmıyor; aynı zamanda bu sanatı geleceğe taşımak için de bir mücadele veriyor.

Kazım Kazaklı, özellikle genç neslin bu mesleğe sahip çıkmasını istiyor ve şu sözlerle çağrıda bulunuyor:

“Bu meslek ölmesin, bu meslek bitmesin! Ben bırakacağım ama benden sonra gençlerin bu işi devam ettirmesi lazım. Kız meslek lisesi öğrencileri neden gelip boş geziyor? O diplomayı aldılar, peki sonra? Gelsinler burada öğrensinler, makinelerimiz var, iş var, emek var. Çalışmadan olmaz, üretken olmak lazım. Emeğini verirsen, bu meslek yaşar.”

Kazım Kazaklı, gençlere sadece meslek değil, aynı zamanda bir bakış açısı kazandırmak istiyor. Ona göre, bir iş öğrenmek ve üretmek, gençlerin geleceğini güvence altına alacak en önemli adımlardan biri:

“Sadece masa başında oturarak, bilgisayar başında yönetici olmakla olmuyor. Çalışacaksın, emeğini vereceksin, işine sahip çıkacaksın. Elinde mesleğin olursa, gelecekte de kimseye muhtaç olmazsın. Ben buraya kadar getirdim, ama benden sonra birileri de bu bayrağı taşısın. Burada altı kafalı bilgisayarlı makinelerimiz var, niye boş dursun? Gençler gelip öğrensin, biz de elimizden geleni yapalım, destek olalım.”

Kars’ta yıllardır bu işi yapan Kazım Kazaklı, geleneksel el işçiliğinin kaybolmaması için gençleri bu sanata sahip çıkmaya davet ediyor. Onun için en büyük kazanç, bir mesleğin devam etmesi ve bu sanatın yaşatılması.

Kazım Kazaklı: “Gençler! Yatmayın, Üretin, Mesleğinizi Öğrenin!”

Kazım Kazaklı, eski dantelleri ve kanaviçeleri modern tasarımlarla buluşturarak el emeğini ve geleneksel sanatları yaşatıyor. Ancak o sadece geçmişe sahip çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda gençlere seslenerek onları üretmeye ve meslek edinmeye çağırıyor.

Kazım Kazaklı, el sanatı mesleklerinin kaybolmaması için gençlerin bu işleri öğrenmesi gerektiğini vurguluyor:

“Gençler! Yatmayın! Meslek öğrenin, üretin, çalışın! Elinizde meslek olursa, geleceğiniz de olur. Üretkenliği durdurmayın, bu sanatlar ölmesin. Şimdi ben yapıyorum ama benden sonra kim yapacak? Gençler öğrenmezse, bu işlerin geleceği yok.”

Atölyesinde birçok el işini modern tekniklerle birleştirerek işleyen Kazaklı, gençlerin sadece diploma alarak değil, meslek öğrenerek de başarılı olabileceğini söylüyor:

“Kız meslek lisesinde okuyan gençler, neden gelip buradaki işleri öğrenmiyor? Diplomanın bir anlamı olması için mesleğe dönmesi lazım. Burada makinelerimiz var, iş var, meslek var. Gelin öğrenin, iş sahibi olun. Devletin verdiği imkanlar var ama biz tembellik ettik. Çalışmadan, üretmeden bir yere varamayız.”Kazım Kazaklı, gençlere üretmenin ve emeğin değerini anlatırken, kendi iş yerinde el emeğiyle yapılan ürünleri de gösteriyor:

“Buraya insanlar annelerinden, nenelerinden kalan hatıraları getiriyor. Onların kokusunu taşıyan dantelleri, kanaviçeleri özenle işliyoruz, yeniliyoruz. Kimi ağlayarak getiriyor, ‘Bu anamın kokusu var’ diyor. Biz de elimizden geleni yapıyoruz.”

Kazım Kazaklı’nın mesajı net: Üretmezsek, kaybederiz! O, gençleri sadece meslek öğrenmeye değil, aynı zamanda çalışkan, üretken ve bilinçli olmaya çağırıyor.

“Bu Sanat Ölmesin!” – Perdeci Kazım Kazaklı’dan Geleceğe Mesaj

Yaş ve Deneyimin İzinde

Perdeci Kazım Kazaklı, artık yaşlandığını ve mesleğinin geleceğe aktarılmasının önemini şu sözlerle dile getiriyor:

“Göz sözüme bakmıyor daha; bu el emeği, göz nuru bitmesin istiyorum. Kaz aklı, ördek aklı kaz aklı. Ben sana ne dedim ki, sen kayırdın Kazaklı. Bunu da yazan Kazaklı.”

Bu ifadeler, Kazaklı’nın hem mesleğine olan tutkusu hem de gençlere bırakacağı mirasın ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor.

Cinaslı Sözlerle Sanata Renk Katıyor

Kazaklı, mesleğinde bebekler için yapılan yastıklara işlenen kaz ve ördek figürlerinden de bahsediyor. Ünlü Şair Ali Kazaklı’nın torunu olan şair Kazım Kazaklı, gençlerin çalışıp emek etmesi gerektiğini vurgularken, kendine has, cinaslı ve esprili sözleriyle dikkat çekiyor:

“Şimdi inmek bilmez Çaya Hamperi. Âlimler okuyor dersin nicesi. Belli mi maralın genci kocası. Ben sana vuruldum Nevruz gecesi. Şivan saldın bizim eve Hamperi.”Bu sözler, gençlerin emek vererek varlıklarını ortaya koymaları gerektiğini esprili bir dille dile getiriyor.

Erken Kalk, Çalış, Üret!

Kazaklı, erken kalkmanın ve işin ehli olmanın önemine değinerek çalışmanın, üretimin başarıya ulaşmanın anahtarı olduğunu hatırlatıyor.“Güzellikler bakan gözün sermayesi sizde mevcut. Sevilmek için aranan o sevgiler sizde mevcut. Olanların ortak yanı ya bizde ya sizde mevcut.”

Bu mesajıyla, hem bireysel hem de toplumsal üretkenliğin önemini vurguluyor ve gençlere mesleği benimseyerek bu sanatı daha ileriye taşımaları çağrısında bulunuyor.

Sanatın Altın Bileziği: Her Anın Değeri

“Tavuk sakla, yumurta sat. El kapısı açma dayı. İstanbul’un yollarında doğru yürü, şaşma dayı.” sözleriyle Kazaklı, sanatın ve emeğin insana her an fayda sağlayan altın bilezik olduğunu ifade ediyor. Bu öğüt, gençlerin hem mesleğe hem de yaşadıkları her anın değerine sahip çıkmaları gerektiğini hatırlatıyor.

Yaylalarımızı Viran Etmeyin!

Kazaklı, son olarak bir şiir dizesiyle gençlere sesleniyor:

“Yaz gelen de devletlenip varlanıyor. Tüm idareler burada yığılıyor. Üstüne el çöken de ahu zararlanıyor, eli göçüp viran kalan yaylalar.”

Bu dizeler, gençlerin sanatı benimseyip üretken olmaları, yaylalarımızı (geleneklerimizi) viran etmemeleri gerektiğinin altını çiziyor.

Perdeci Kazım Kazaklı’nın sözleri, sadece bir meslek sevgisi ve ustalık ifadesi değil; aynı zamanda genç nesillere, kültürel mirası ve emeği yaşatma konusunda önemli bir çağrıdır. Onun bu içten mesajı, mesleğin geleceğe aktarılması için büyük bir umut ışığı sunuyor.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum