
Kars’ın kaderi, yıllarca bir hizmeti beklemek, güçlükle kavuştuğu o hizmeti kaybetmemek için de yeniden mücadele etmek olmamalı.
Daha yeni sevindik. Daha yeni umutlandık. Azerbaycan Havayolları’nın 30 Temmuz 2026’da başlayan, perşembe ve pazar günleri karşılıklı gerçekleştirilen Bakü–Kars seferlerini, şehrimizin dış dünyaya açılması bakımından önemli bir kazanım olarak karşıladık. Devlet Hava Meydanları İşletmesi
Şimdi ise bu kazanımın elimizden alınabileceği yönünde bir iddiayla karşı karşıyayız.
Bize aktarılan iddiaya göre Erzurum’daki bazı çevreler, seferlerin kendi şehirlerine kaydırılması için girişimlerde bulunuyor; 22 Ekim’den sonra Kars uçuşlarının kaldırılarak Erzurum’a yönlendirilebileceği ileri sürülüyor. Henüz resmî olarak doğrulanmış bir karardan söz etmiyoruz. Ancak bu ihtimalin dile getirilmesi bile, Kars’ı yönetenlerin vakit kaybetmeden konuyu açıklığa kavuşturmasını gerektiriyor.
Çünkü mesele, haftada iki gün gelip giden bir uçaktan çok daha büyüktür.
Bu hattın bir geçmişi, arkasında bir emek ve Kars adına kurulmuş bir gelecek hayali vardır.
2000’li yılların başında dönemin Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e Kars açısından iki önemli talep iletmişti: Şehirde Azerbaycan Başkonsolosluğu açılması ve Bakü–Kars uçak seferlerinin başlatılması. Alibeyoğlu, sonraki açıklamalarında da bu talepleri bizzat Haydar Aliyev’e sunduğunu anlatmıştı.
O girişimin temelinde, ekonomik ve sosyal bakımdan çıkış arayan Kars’ın Azerbaycan’la ilişkilerini somut imkânlara dönüştürme düşüncesi bulunuyordu. Doğu Kapı’nın açılmasının tartışıldığı bir dönemde, Kars’ın geleceğinin yalnızca bu sınır kapısına bağlanmaması; diplomasi, ticaret ve ulaşım üzerinden başka kapılar da açılması isteniyordu.
Haydar Aliyev’in desteklediği bu yaklaşım sonraki yıllarda karşılık buldu. Azerbaycan’ın Kars Başkonsolosluğu 12 Nisan 2004’te kuruldu. Bakü’den Kars’a ilk uçuş ise Temmuz 2008’de gerçekleştirildi. Ancak o dönemde yeterli yolcu talebinin oluşmaması nedeniyle seferler uzun ömürlü olamadı.
Bugün yapılması gereken, geçmişte yaşanan bu tecrübeyi unutmak değil; aynı kaybın yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirleri almaktır.
Kars’ın turizmde, ticarette ve sosyal yaşamda gelişmesini istiyorsak, insanın bu şehre ulaşmasını kolaylaştırmak zorundayız. Otel açılmasını, esnafın iş yapmasını, yeni yatırımlar gelmesini bekleyip ulaşım imkânlarının daralmasına seyirci kalamayız. Nitekim seferlerin başlamasına ilişkin resmî açıklamada da turizm ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Kars’ın uluslararası erişilebilirliğinin artırılması temel hedefler arasında gösteriliyor.
Bu uçakla gelecek bir ziyaretçi, yalnızca bir koltuğu doldurmaz. Bir otelde konaklayabilir, bir lokantada yemek yiyebilir, bir esnaftan alışveriş yapabilir. Bir iş insanının kuracağı bağlantı yeni bir ticari ilişkinin başlangıcı olabilir. Dolayısıyla bu hattı değerlendirirken yalnızca havalimanına inen yolcuyu değil, o yolcunun şehirde yaratabileceği hareketliliği de görmek gerekir.
Seferlerde doluluk oranının yüzde 90’lara ulaştığı yönünde bilgiler de tarafımıza aktarılıyor. Bu oranın şirketin resmî verileriyle açıklığa kavuşturulması gerekir. Gerçekten böyle bir talep oluşmuşsa, konuşmamız gereken öncelikle bu talebin nasıl korunacağı ve büyütüleceğidir. Hattın geleceğiyle ilgili farklı bir plan varsa, gerekçesi de kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır.
Karslı, kendi şehrinin ulaşım geleceğini söylentilerden öğrenmek zorunda değildir.
Burada meseleyi bir Erzurum düşmanlığına çevirmeye de gerek yoktur. Erzurum’a yeni uçuşlar başlatılmasına kimsenin itirazı olamaz. Bölgenin bütün şehirleri gelişsin, ulaşım imkânları artsın. Ancak bunun yolu Kars’ın elindeki bağlantıyı almak olmamalıdır.
Erzurum kazansın; ama Kars kaybederek değil.
Asıl üzerinde durmamız gereken, başkalarının kendi şehirleri için ne yaptığı kadar, bizim yöneticilerimizin Kars için ne yaptığıdır. Erzurum’daki çevreler kendi şehirleri adına girişimde bulunuyorsa, Kars’ın temsilcileri de aynı kararlılığı göstermek zorundadır.
Biz yıllardır sağlıkta, ekonomide ve sosyal yaşamda Erzurum’a bağımlı kalmaktan yakınıyoruz. Kendi şehrimizin imkânlarının büyümesini, insanımızın ihtiyaçlarını mümkün olduğunca burada karşılayabilmesini istiyoruz. Şimdi ulaşımda elde edilen bir kazanımın da kaybedilmesine razı mı olacağız?
Her defasında “Kars’ın makûs talihi” deyip geçecek miyiz?
Bir şehrin talihi yalnızca coğrafyasıyla belirlenmez. O şehrin hakkını kimin, ne kadar kararlılıkla savunduğuyla da şekillenir. Sahip çıkılmayan bir kazanımın ardından üzülmek, zamanında sorumluluk almanın yerini tutmaz.
Bu nedenle Kars Valiliğine, milletvekillerimize, belediye yönetimine, Ticaret ve Sanayi Odasına, turizm sektörüne ve sivil toplum kuruluşlarına açık çağrımızdır: Bu konuyu gecikmeden ortak gündem hâline getirin.
Azerbaycan Havayolları ve ilgili makamlarla görüşün. Kış dönemi uçuş planını netleştirin. Seferlerin kaldırılması veya başka bir şehre kaydırılması yönünde bir karar yoksa, bunu kamuoyuna açıklayın. Böyle bir hazırlık varsa, karar kesinleşmeden Kars’ın gerekçelerini ortaya koyun ve hattın devamı için ortak bir irade gösterin.
Yürütülen bir çalışma varsa Karslılar bilsin. Henüz bir çalışma yoksa bugün başlasın.
Bir hizmeti açılışında alkışlamak yetmez; geleceği tartışmaya açıldığında da arkasında durmak gerekir.
Bugünkü seferlerin başlamasında emeği bulunanların çabası elbette değerlidir. Ancak o emeğin gerçek karşılığı, hattın birkaç aylık bir sevinç olarak kalmaması, kalıcı bir bağlantıya dönüşmesidir. Şimdi ihtiyaç duyulan, geçmişte kimin ne yaptığını tartışmaktan önce, bugün herkesin üzerine düşeni yapmasıdır.
Bu iddia gerçekleşir ve Kars’ın uçuşları kaldırılarak başka bir şehre kaydırılırsa, mesele basit bir tarife değişikliği olarak görülemez. Bu, Kars’ın ekonomik ve sosyal gelişme umutlarına vurulacak yeni bir darbe; şehrin makûs talihine eklenecek yeni bir kara leke olur.
Kars’ın ihtiyacı, kaybettiklerinin ardından yapılan açıklamalar değil, kaybetmeden önce gösterilen iradedir.
Artık her ihtiyacımız için başka bir şehre yönelmek değil, kendi şehrimizin imkânlarını büyütmek istiyoruz. Başkasının gelişmesine karşı çıkmıyoruz; kendi gelişmemizden vazgeçilmesine itiraz ediyoruz.
Çok şeyi kaybettiğimizi söyleyip duruyoruz. Bari bu kez kaybetmeden sahip çıkalım.
Uçağımızı da kaptırmayalım!

Buğra Ertaş; gazeteci kimliği, güvenilir habercilik anlayışı ve derinlemesine editoryal uzmanlığıyla dijital dünyada doğruluk ve şeffaflığın öncüsüdür.







İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.